Tur Dönemini Seçiniz
 
Tur Kategorisi Seçiniz
Gezi Takvimi İçin Tıklayın
>>> Tur Takvimi <<<
Şehir Belde Yada Otel İsmi Yazarak Arama Yapınız...
Giriş Tarihi...
Çıkış Tarihi...
Fiyat Aralığı
Yetişkin Sayısı
1.Çocuk Yaşı
2.Çocuk Yaşı

Batı Karadeniz Turu

Arkadaşlarınızla Paylaşın
Batı Karadeniz Turu
Tur Adı: Batı Karadeniz Turu
Açıklama: Tarih Kokan Safranbolunun sokaklarında dolaşmak ve Karadeniz'in incisi Amasra'da deniz havasını ciğerlerinize çekmek istiyorsanız Batı Karadeniz Turumuza bekleriz...
Ulaşım: Lüks Otobüslerle Konforlu Bir Seyahat
En Uygun Fiyat İçin Turunuzu Hesaplayın
Kalkış Tarihi Kişi Sayısı 1. Çocuk Yaşı 2. Çocuk Yaşı  
1200.00 TL
KİŞİ | GECE
'dan başlayan
fiyatlar
Tatilinize özel fiyatlar için yukarıda istenilen bilgileri girerek arama yapın.

TANITIM

Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmed'in övgüsünü ( Lala , Çeşm-i Cihan bu mu ola ? ) sözüyle belirttiği cenetten bir parça olan Amasra'yı gezmek , Tarihi dokusuyla Osmanlı mimarisi evleriyle meşhur Safranbolu'yu görmek  istiyorsanız , Batı Karadeniz turumuza bekleriz.


TUR PROGRAM

1. Gün: Safranbolu - Kaymakamlar Konağı - Akçasu Kanyonu - İzzet Mehmet Paşa Camii - Cincihan - Köprülü Mehmet Paşa Camii - Kristal Teras

Gece belirtilen yer ve saatte aracımıza bniyoruz ve yolda vereceğimiz molalarla birlikte ilk durağımız olan Safranbolu'ya ulaşıyoruz.Sabah  alınan kahvaltının ardından Safranbolu’yu gezmeye başlıyoruz. Tarihi Safranbolu’ya ulaşarak yapımı 1893 yılında tamamlanan ve manzarası ile sizi cezp edecek olan Kaymakamlar Konağı’na gidiyoruz. Konak gezimiz esnasında Hayat, Harem ve Selamlık bölümlerini geziyoruz.  Safranbolu tarihinin izlerini görebileceğiniz sokaklardan kent merkezine doğru ilerlerken eski Semerciler, Manifaturacılar, Bakırcılar ve Demirciler çarşılarını, kentin etrafında uzaktan gördüğümüz kanyonlardan biri olan ama kentin merkezinde ihtişamına tanık olacağınız Akçasu Kanyonunu, ve öyküsüyle sizi şaşırtacak olan İzzet Mehmet Paşa Camii'ni gördükten sonra günümüzde otel olarak da kullanılan Cinci Hanı (panaromik) görüyoruz. Tarihi çarşının içinde yapacağımız yürüyüş içerisinde Köprülü Mehmet Paşa Camii ve bahçesindeki güneş saatini gördükten sonra Yemeniciler Arastasına geçiyoruz. Daha sonra yöresel el işlerini görebileceğiniz ve en az Safranbolu’nun kendisi kadar ünlü olan, İmren lokum çeşitlerini tadabileceğiniz çarşıdaki serbest zamanımızın ardından Bektaşiliğin izlerinin hala görülebildiği ve bölgenin en eski köylerinden birisi olan Yörük Köyüne ulaşıyoruz. Köy içerisinde vereceğimiz serbest zamanda köy kahvesinde çaylarımızı yudumlayıp konakların arasında dolaşabileceğiz. Leyla Gencer gibi dünyaca ünlü isimlerin doğduğu bu yerleşim yerinde geçireceğimiz keyifli anları hafızamıza kazıyarak gezimizin son noktası olan Kristal Teras'a gidiyoruz. Muhteşem bir Kanyon manzarasını fotoğraflama imkanı yakalıyoruz. Ardından akşam saatlerine doğru otelimize geçiyoruz. Akşam yemeği ve konaklama otelimizde


2. Gün: Amasra - Bakacak Tepesi - Boztepe - Kemere Köprüsü - Çekiciler Çarşısı - Devrek

Sabah Otelimzde alacağımız kahvaltı sonrası Amasra’ya doğru yol alıyoruz. Adını mitolojiye göre bir amazon kraliçesinden, tarihsel anlatıma göre bir Pers prensesinden alan ve Fatih Sultan Mehmet ’in ‘’Lala Lala Çeşm-i Cihan (Dünya’nın Gözü) bu mu ola?’’ dediği ve hayranlığını ifade ettiği Uyuyan Prenses lakaplı Amasra’yı tepeden görebileceğimiz Bakacak Tepesinde Fotoğraf molası veriyoruz. Molamızın ardından Boztepe olarak adlandırılan ada ile anakarayı birbirine bağlayan Kemere köprüsüne geçiyoruz. bir müze kent olan Amasra’nın sokaklarında dolaşırken kilise camisini, şehir surlarını ve Ceneviz armalarını görerek tarihi boyunca Amasra’nın simgesi olmuş ahşap işlerinin günümüzde merkezi olan Çekiciler Çarşısına geliyoruz. Burada gezinti ve alışveriş için bir süre serbest zaman veriyoruz.Sonrasında öğle yemeği için eski özelliklerini günümüzde de korumayı sürdüren ünlü balık restoranlarından birine geçiyoruz.Yemekten sonra  geri dönüşe geçiyoruz ve yol üzerinde Devreğe uğruyoruz. Devrek Çarşısında Baston atölyelerini gezip alış veriş için serbest zaman veriyoruz. Serbest zamanın ardından geri dönüş yoluna geçiyoruz. Yolda vereceğimiz molaların ardından Eskişehir'e varıyoruz ve bir sonraki Mevsim Tour organizasyonunda görüşmek üzere vedalaşıyoruz.


FİYATLAR


Tarih İki Kişilik Odada
Kişi Başı
Tek Kişi Ek Yatak1. Çocuk
11.07.20221200.00 TL1500.00 TL 1200.00 TL0 - 3 Yaş Ücretsiz
4 - 6 Yaş 750.00 TL
7 - 12 Yaş 950.00 TL
06.08.20221200.00 TL1500.00 TL 1200.00 TL0 - 3 Yaş Ücretsiz
4 - 6 Yaş 750.00 TL
7 - 12 Yaş 950.00 TL


FİYATA DAHİL OLAN HİZMETLER
 
FİYATA DAHİL OLMAYAN HİZMETLER
  • Lüks Araçlarla Ulaşım
  • 1 Gece Otel Konaklaması
  • 2.Gün Sabah Kahvaltısı
  • 1.Gün Akşam Yemeği
  • Kokartlı Rehberlik Hizmetleri
  • Mevsim Turizm Refakat Hizmetleri
  • Milli Park Giriş Ücretleri
  • Araç İçi Sıcak Soğuk İçecek İkramları
  • Seyahat Sigortası
 
  • 1.Gün Kahvaltı
  • Öğle Yemekleri
  • Müze ve Ören Yeri Giriş Ücretleri

Tüm Hareket Tarihleri

11 Temmuz • 06 Ağustos




Safranbolu, Türk egemenliğinden önce, Bizans'ın Paflagonya eyâleti içinde, müstahkem mevki durumunda Dadibra (Dadybra) isimli bir kent idi.

Candaroğulları Safranbolu'yu 1326 yılına doğru aldıktan sonra Safranbolu, Candaroğulları ile Osmanoğulları arasında, Kastamonu bölgesine egemen olma yarışının geçtiği bir mücadele alanı oldu. Osmanlılar Safranbolu'yu Yıldırım Bâyezid zamanında 1392 yılında aldılar. 

Safranbolu tarihi geçmişinde, en üstün ekonomik ve kültürel düzeyine Osmanlı döneminde ulaşmış ve 17 yy.da İstanbul – Sinop kervan yolu üzerinde önemli bir konaklama merkezi olması nedeniyle bölgede ticaret gelişmiş ve zenginlik artmıştır. Osmanlı’nın bazı devlet adamları kente önemli eserler bırakmışlardır.

Safranbolu, geleneksel Türk toplum yaşantısının tüm özelliklerini yansıtan ve tarihi geçmişinde yarattığı kültürel mirası çevresel dokusu içinde koruyan örnek bir kenttir. Sahip olduğu bu zengin kültürel mirası kent ölçeğinde korumadaki başarısı dolayısıyla UNESCO tarafından ‘DÜNYA MİRAS KENTİ’  listesine alınmıştır. 2000’e yakın korunması gereken Kültür ve Tabiat varlığına sahip olması kenti Müze Kent haline getirmiş ve korumacılıktaki başarısı da kente ‘Korumanın Başkenti’ ünvanını kazandırmıştır.

Kentin ününü oluşturan Safranbolu Evleri 18. Ve 19. Yy. Türk aile hayatının geçmişini, kültürünü, ekonomisini, teknolojisini ve yaşama biçimini yansıtan mükemmel mimarlık bilgisi ile yapılmışlardır. Özellikle Osmanlı döneminden kalma han, hamam, cami, çeşme, köprü ve eşsiz konaklar gelenlerde hayranlık uyandıracak niteliktedir.

AMASRA
Amasra yada tarihte bilinen ilk adıyla Sesamos şehri, M.Ö XII. Yüzyıla kadar uzanan bir tarihe sahiptir. Bu dönemde bölgede görülen Gasgas ve Hitit egemenliğinden sonra şehir, Fenikelilerce ticari amaçlara yönelik bir koloni olarak kullanılmıştır. Kısa süren Fenike hakimiyeti sonrasında İon kolonizasyon hareketleri ile şehir Miletli ve Megaralı denizcilerce ele geçirilmiş ve kısa zamanda tüm Batı Karadeniz sahilinin önemli bir ticari çekim merkezi haline gelmiştir. Özellikle bölgenin zengin orman ürünleri (başta şimşir, meşe palamudu, kestane olmak üzere) ticaretin gelişmesinde en önemli etkendir

Bir dönem Lidya egemenliğine giren şehir, M.Ö IV. Yüzyılda Pers yönetimine geçmiştir. Makedonyalı Büyük İskender'in Anadolu'yu Pers istilasından kurtarmasından sonra Sesamos'un yönetiminin Persli bir prenses olan Amastris'e geçtiğini görüyoruz. Bu dönemde canlı bir ticari hayat ile şehir tarihinin en parlak dönemini yaşamıştır.

Amastris' ten sonra iki yüzyıl kadar Pontus Krallığı'na bağlı kalan şehir M.Ö 70 de Romalıların hakimiyetine girdi. Paflagonya eyaletinin merkezi olan şehir, Roma İmparatorluğunun 395'te ikiye ayrılması ile Doğu Roma sınırları içerisinde kalmıştır. Doğu Roma yönetiminde 'Amastedos' adı ile anılan şehir, ticari fonksiyonlarını giderek kaybetmiş, özellikle dinsel bir merkez haline gelmiştir.

1071 Malazgirt Savaşı sonrasında, Kutalmışoğlu Süleyman Şah önderliğinde başlayan fetihler Amasra'ya kadar uzanmış, Türk komutanlarından Emir Kara Tigin tarafından kuşatılan şehir alınamamış, ancak buradaki Bizans Garnizonu vergiye bağlanmıştır. Bizans'taki taht kavgalarında zaman zaman bir üs merkezi olan şehir, Anadolu Selçukluları devrinde Selçuklu hükümdarı Rükneddin Süleyman'la dostane ilişkiler kurarak ticaretin yeniden canlanmasını sağlamıştır.

XIII. Yüzyılda Cenevizli tüccarlar şehri ele geçirmişlerdir, Ekim 1460'ta Fatih Sultan Mehmet'in fethine kadar Ceneviz yönetiminde kalan şehirde canlı bir ticari hayatın yansıması olarak pek çok sanat eseri günümüze ulaşmıştır. Amasra'nın Osmanlılarca fethi öncesinde şehre tepeden bakan Fatih, hayranlığını şöyle dile getirir: ' Lala, Çeşm-i Cihan bu mudur ola?' Fetih sonrası şehirdeki iki kilise camiye çevrilir, bir kadı atanır ve Fatih'in emriyle Eflani Kalesi halkı Amasra'ya yerleştirilir. Osmanlı yönetimindeki şehir, Bolu Sancak Beyliği'ne bağlı bir merkez olarak varlığını sürdürmüş, bu dönemde şehri ziyaret eden Batılı gezginler büyük bir hayranlıkla bahsetmişlerdir.

Mondros Mütarekesi sonrasında tüm yurtta olduğu gibi bölgede de direniş örgütleri kurulmuştur. Bartın Kuva-yi Milliye Teşkilatı oluşturulmuş, bu teşkilatın bir kolu Alemdarzade Nuri Efendi başkanlığında Amasra'da kurulmuştur. Nuri Efendi, Osmanlı hükümetine ve İstanbul' daki büyük devlet elçiliklerine çektiği telgrafta ' Amasra'nın Anadolu'nun kopmaz bir parçası olduğunu' bildirmiştir. Bu dönemde Zonguldak'ı işgal eden Fransızların Amasra'yı da işgal edecekleri haberleri karşısında, bu çıkarmayı önlemek için Kemal Bey (Samancıoğlu) komutasında Sahil Tasarrut Müfrezesi kurulmuştur. Kemal Bey önderliğinde Amasralı ve Kurucaşile'li gençlerden oluşan bu kuvvet bölgedeki eşkiyalık hareketlerine karşı başarılı mücadeleler yaptıktan sonra topluca cepheye giderek Kurtuluş Savaşı'nda görev aldılar. Yine bu dönemde Amasra maddi ve manevi yönden kurtuluş mücadelesine katkıda bulunmuş, özellikle İstanbul'dan Ankara'ya geçişlerde, Rusya'dan gelen yardımların aktarılması ve sahillerin güvenliğinin sağlanmasında önemli rol oynamıştır.

Cumhuriyetimizin ilanından sonra Nafia Vekaletince yarım kalan imarına devam edilen Büyük Liman Mendireği 1929 yılında bitirildi. Ancak aynı yıllar Amasra tarihinin en zor yılları oldu. 1920'lerin sonları ve 1930'lu yıllarda Amasra dünyadaki ekonomik buhrana paralel olarak kömür ocaklarının üretimi kısması, çekicilik ve gemiciliğin geçersiz hale gelmesi ile yoğun olarak dışarıya göç verdi. 1930 Belediyeler Kanunu ile 1901'de ilk belediye teşkilatı kurulan Amasra'nın nüfusu ikibinden az olduğu için belediyesi kapatıldı. 1931 yılında Amasra'yı ziyaret eden Mareşal Fevzi ÇAKMAK ilk kez Amasra'nın turizm potansiyelini vurgulayan devlet adamı oldu. Aynı yıl meydana gelen büyük fırtınada korkunç dalgalar mendireği aşarak limandaki çok sayıdaki gemiyi batırdı. Liman uzun süre kullanılamadı. İsmet İNÖNÜ 1938 yılında Cumhurbaşkanı seçildikten sonra ilk yurt gezisinde Amasra'ya uğradı. Coşkulu bir kalabalık tarafından karşılandı.

1940'lardan itibaren Amasra'da yeni bir canlılık kendini gösterir. Özellikle yaz aylarında çoğunluğunu büyük şehirlerde yaşayan bürokrat ve Karabük Demir Çelik Fabrikasının mühendislerinin oluşturduğu ilk turist kafileleri bu canlılığın temel nedenidir. 1950'li yıllarda Amasra artık adından söz ettiren bir sayfiye yeridir. 1951 yılında Üs Komutanlığının kurulması, ardından Büyük Liman Mendireğinin 650 metreye uzatılması ile Amasra askeri ve ekonomik bir değerde kazanmıştır. Bu hızlı gelişmeye paralel olarak 1955'de yeniden Belediye Teşkilatına kavuşmuştur. Selahattin EYİCE Amasra'nın seçilmiş ilk Belediye Başkanıdır. 7 Kasım 1960'da Amasra'yı ziyaret eden devlet başkanı Cemal GÜRSEL : ' En büyük kalkınma yolu turizm yoludur.' Diyerek bu noktada Amasra'nın ülke turizmindeki yerini de vurgulamıştır. Ertesi yıl 6 Ağustos 1961' de 500.Fetih Yıldönümü Amasra'da görkemli törenlerle kutlandı. Sonraki yıllarda bu kutlamalar geleneksel olarak devam ettirildi.

3Eylül 1968 Salı günü Amasra tarihinde kara bir gün olarak geçer. Saat 10 civarında meydana gelen 7 şiddetinde depremle bir çok bina tamamen yada kısmen yıkılırken, 26 kişi hayatını kaybetmiştir. Deprem sırasında önce 50 metre kadar gerileyen deniz sonrasında büyük dalgalarla Amasra'ya saldırdı. 1968 yılı sonlarında Amasra'yı ziyaret eden Cumhurbaşkanımız Cevdet SUNAY, ilkokulda şimdi emekli olan öğretmenimiz Mehmet DİNÇ'in sınıfında derse katılmıştır. Bu yıllarda Zeki MÜREN, İdil BİRET, Suna KAN gibi değerli sanatçılarımız başta olmak üzere çok sayıda turist çeken Amasra altın yıllarını yaşıyordu. Yaz mevsiminde nar bahçelerinden yükselen enfes kokular ve görüntüler o yıllardan kalan hoş anılar olarak hala belleklerde yaşamaktadır.

1973 yılında Ereğli Kömür İşletmeleri(E.K.İ)'ne bağlı olarak Amasra Bölge Müdürlüğü(A.T.İ.) kuruldu. Bu tarihten sonra Amasra yönünü yavaş yavaş turizmden madenciliğe çevirdi. Bu gelişme ile Amasra dışarıdan göç almaya, sosyo - ekonomik yapısında yeni gelişmeler yaşamaya başlamıştır. 19 Haziran 1987'de T.B.M.M'nin aldığı kararla Amasra İlçe oldu. 28.08.1991 tarihinde Bartın'ın il olmasından sonra Zonguldak 'tan ayrılıp Bartın'a bağlandı.

Halen benzersiz doğal güzellikleri, eşsiz koyları, deniz ürünleri, ağaç çekiciliği ve tarihi mekanları ile Batı Karadeniz 'in çekim merkezlerinden biri olan Amasra, turizmde yeniden görkemli günlerine dönme arzusundadır.

FOTOĞRAF GALERİSİ

YORUMLAR

Tur Hakkında Düşünceleriniz

Ad Soyad
Mesajınız
(En çok 500 karakter)

karakter kaldı
Doğrulama Kodu